PORTILL News

RO JOSE
Laboratuvarda Üretilen "Mini Beyinler" Artık Video Oyunu Oynuyor!
93 kişi görüntüledi

Bilim kurgu filmlerindeki o meşhur sahneleri hatırlayın: Bir kavanozun içinde yüzen, kablolarla bilgisayara bağlanmış gizemli beyinler... "Yok artık, bu kadar da olmaz" dediğimiz o sahneler artık laboratuvar tutanaklarına geçti.

Bilgisayarınızın bir sabah size "Bugün biraz yorgunum, canım çalışmak istemiyor" diyerek küstüğünü hayal edebiliyor musunuz? Gelecekte biyolojik bilgisayarlar hayatımıza girdiğinde, IT desteği yerine bir "psikologla" görüşmemiz gerekebilir!
Laboratuvarda Üretilen "Mini Beyinler" Artık Video Oyunu Oynuyor!
PORTILL AI Sesli Asistan
Bu makaleyi yapay zeka sesiyle dinleyebilirsiniz.
Bilim insanları, insan kök hücrelerini kullanarak laboratuvar ortamında "organoid" adı verilen, bezelye tanesi büyüklüğünde mini beyin dokuları ürettiler. Ancak olay burada bitmiyor. Melbourne merkezli Cortical Labs ekibi, bu canlı nöronları "DishBrain" adını verdikleri özel bir bilgisayar çipine bağladılar. Sonuç? Bu 800 bin canlı beyin hücresi, klasik Atari oyunu Pong’un dünyasına girdi ve raketle topu karşılamayı sadece beş dakika içinde öğrendi! Evet, bir yazılım kodundan değil, bizzat "düşünen canlı hücrelerden" bahsediyoruz. Şöyle hayal edin: Elinizde çok akıllı ama bomboş bir defter var (yeni nesil çip). Bu defterin sayfalarına yaşayan, öğrenen ve birbirine elektrik sinyalleriyle fısıldayan gerçek beyin hücrelerini yerleştiriyoruz. Sonra onlara "Bakın çocuklar, ekranın solundan bir top geliyor, eğer raketi oraya götürmezseniz canınız yanar (hoş olmayan bir elektrik sinyali)" diyoruz. Hücreler o kadar hızlı öğreniyor ki, beş dakika içinde "Tamam anneanne, topu kaçırırsak gürültü oluyor, kaçırmazsak her şey yolunda" diyerek oyunu domine etmeye başlıyorlar. Yapay zeka değil, bu tamamen "doğal" bir zeka! "Peki, bir avuç hücrenin Pong oynaması benim hayatımda neyi değiştirir?" diyorsanız, kemerlerinizi bağlayın. Bu gelişme, bilgisayar çiplerinin gelecekte "biyolojik" olabileceği anlamına geliyor. Mevcut silikon çipler inanılmaz enerji harcıyor ve ısınıyor. Oysa biyolojik çipler, yani "biocomputer"lar, insan beyni gibi çok az enerjiyle (birkaç muz ve bir sandviç enerjisiyle!) devasa işlemler yapabilir. Kendi kendini tamir eden, yazılıma ihtiyaç duymadan "deneyimleyerek" öğrenen ve asla şarjı bitmeyen bir akıllı telefon hayal edin. Çünkü içindeki işlemci aslında "yaşıyor"! Bu deneyin asıl vurucu noktası hızdı. Yapay zeka (AI) modellerinin bir oyunu bu seviyede öğrenmesi binlerce veri seti ve saatler süren işlem gücü gerektirirken, biyolojik nöronlar bunu sadece 5 dakikada kavradı. Bilim insanları buna "Sentience" (duyumsallık) diyor. Bu mini beyinler, çevrelerinden gelen sinyalleri sadece işlemiyor, onlara tepki veriyor ve strateji geliştiriyorlar. Bu, ileride Alzheimer veya epilepsi gibi hastalıkların tedavisinde, ilaçları insanlar yerine bu "mini beyin simülasyonlarında" denememizi sağlayacak dev bir kapı aralıyor. Bilgisayarınızın bir sabah size "Bugün biraz yorgunum, canım çalışmak istemiyor" diyerek küstüğünü hayal edebiliyor musunuz? Gelecekte biyolojik bilgisayarlar hayatımıza girdiğinde, IT desteği yerine bir "psikologla" görüşmemiz gerekebilir! Peki siz, beyninizin bir kopyasının bir bilgisayarın içinde sonsuza kadar oyun oynamasını ister miydiniz?
Bilim insanları, insan kök hücrelerini kullanarak laboratuvar ortamında "organoid" adı verilen, bezelye tanesi büyüklüğünde mini beyin dokuları ürettiler. Ancak olay burada bitmiyor. Melbourne merkezli Cortical Labs ekibi, bu canlı nöronları "DishBrain" adını verdikleri özel bir bilgisayar çipine bağladılar. Sonuç? Bu 800 bin canlı beyin hücresi, klasik Atari oyunu Pong’un dünyasına girdi ve raketle topu karşılamayı sadece beş dakika içinde öğrendi! Evet, bir yazılım kodundan değil, bizzat "düşünen canlı hücrelerden" bahsediyoruz. Şöyle hayal edin: Elinizde çok akıllı ama bomboş bir defter var (yeni nesil çip). Bu defterin sayfalarına yaşayan, öğrenen ve birbirine elektrik sinyalleriyle fısıldayan gerçek beyin hücrelerini yerleştiriyoruz. Sonra onlara "Bakın çocuklar, ekranın solundan bir top geliyor, eğer raketi oraya götürmezseniz canınız yanar (hoş olmayan bir elektrik sinyali)" diyoruz. Hücreler o kadar hızlı öğreniyor ki, beş dakika içinde "Tamam anneanne, topu kaçırırsak gürültü oluyor, kaçırmazsak her şey yolunda" diyerek oyunu domine etmeye başlıyorlar. Yapay zeka değil, bu tamamen "doğal" bir zeka!
"Peki, bir avuç hücrenin Pong oynaması benim hayatımda neyi değiştirir?" diyorsanız, kemerlerinizi bağlayın. Bu gelişme, bilgisayar çiplerinin gelecekte "biyolojik" olabileceği anlamına geliyor. Mevcut silikon çipler inanılmaz enerji harcıyor ve ısınıyor. Oysa biyolojik çipler, yani "biocomputer"lar, insan beyni gibi çok az enerjiyle (birkaç muz ve bir sandviç enerjisiyle!) devasa işlemler yapabilir. Kendi kendini tamir eden, yazılıma ihtiyaç duymadan "deneyimleyerek" öğrenen ve asla şarjı bitmeyen bir akıllı telefon hayal edin. Çünkü içindeki işlemci aslında "yaşıyor"! Bu deneyin asıl vurucu noktası hızdı. Yapay zeka (AI) modellerinin bir oyunu bu seviyede öğrenmesi binlerce veri seti ve saatler süren işlem gücü gerektirirken, biyolojik nöronlar bunu sadece 5 dakikada kavradı. Bilim insanları buna "Sentience" (duyumsallık) diyor. Bu mini beyinler, çevrelerinden gelen sinyalleri sadece işlemiyor, onlara tepki veriyor ve strateji geliştiriyorlar. Bu, ileride Alzheimer veya epilepsi gibi hastalıkların tedavisinde, ilaçları insanlar yerine bu "mini beyin simülasyonlarında" denememizi sağlayacak dev bir kapı aralıyor. Bilgisayarınızın bir sabah size "Bugün biraz yorgunum, canım çalışmak istemiyor" diyerek küstüğünü hayal edebiliyor musunuz? Gelecekte biyolojik bilgisayarlar hayatımıza girdiğinde, IT desteği yerine bir "psikologla" görüşmemiz gerekebilir! Peki siz, beyninizin bir kopyasının bir bilgisayarın içinde sonsuza kadar oyun oynamasını ister miydiniz?